Son Dakika
04 Aralık 2020 Cuma

23 Haziran 2015 Salı, 05:21
Erbatur Ergenekon
Erbatur Ergenekon Erbatur.ERGENEKON@ntv.com.tr Tüm Yazılar

İzmir, Karşıyaka ve Basketbol

İzmir farklıdır; İzmir özeldir . Ve saymakla bitmeyecek özelliklerinin yanında İzmir, tam anlamıyla bir spor şehridir. Hayatını sadece futbola adamış değil; sporu yaşam tarzı yapmış şehirdir İzmir. Bu yüzden, basketbolcuların; yüzücülerin; voleybolcuların, futbolcuların ve daha birçok sporcunun adeta bir kaynaktan fışkırır gibi yetiştiği; aklınıza gelecek tüm spor dalının her an yaşandığı; hayallerin gerçeğe döndüğü şehirdir. […]

İzmir farklıdır;

İzmir özeldir .

Ve saymakla bitmeyecek özelliklerinin yanında İzmir, tam anlamıyla bir spor şehridir.

Hayatını sadece futbola adamış değil; sporu yaşam tarzı yapmış şehirdir İzmir.

Bu yüzden, basketbolcuların; yüzücülerin; voleybolcuların, futbolcuların ve daha birçok sporcunun adeta bir kaynaktan fışkırır gibi yetiştiği; aklınıza gelecek tüm spor dalının her an yaşandığı; hayallerin gerçeğe döndüğü şehirdir.

Haftasonu çocuklarını farklı branşlarda sporların sahalarındaki maçlara götüren ebeveynlerin yüzlerinde o sıcacık gülümsemenin eksik olmadığı yerdir İzmir.

Ve İzmir’i bir spor ülkesi olarak tanımlarsak eğer, Karşıyaka bu ülkenin basketbol başkentidir.

Çocukların okuldan çıkıp ilk olarak Recis’e, EGE Park’a ya da başka popüler bir mekana; dönemin moda tabiri ile ‘Piyasa Yapmaya’ değil, en yakındaki potalara basketbol oynamaya gittiği yerdir Karşıyaka.

Bir Gemliğe doğru Deniz’i; bir de Konak ya da Alsancak’tan Yeşil-Kırmızı’ya doğru ilerleyen vapurda; ellerinde basketbol topu üzerlerinde okul üniformaları; arkadaşları ile geçen gençleri gördüğünüzde şaşırmayın. Çünkü Karşıyaka’da basketbol oynama gidiliyordur her zaman olduğu gibi.

Belki Gazi Lisesi’ne, belki Girne Caddesi civarındaki açık sahalara; belki de filesi henüz takılmış bir potaya… Ama en çok da Mavişehir’e… (Sahi filesi yeni takılmış bir potaya attığınız şutun girmesi gibi bir his daha var mı bu dünyada)

Cuma günleri, Bayrak Töreni’nin hemen ardından Karşıyaka’ya giden okul servisleri genellikle öğrencilerin isteği ile önceden kararlaştırılan potalara yakın bir yerde durur. Birkaç arkadaş orada sırtlarında okul çantaları olduğu halde; gülerek ve eğlenerek inerler servisten. Çünkü basketbol zamanı gelmiştir.

Ellerinde bir top olmasına gerek yoktur; zaten maç yapılmakta olan potaların altında fazladan bir top mutlaka vardır, ve paylaşır İzmir’in gençleri.

‘Biz de bu topla diğer potada oynayabilir miyiz?’ sorusuna asla ‘Hayır’ cevabı duyamazsınız o sahalarda.

Eğer sönmüş bir top varsa elde; en yakın bisikletçi ya da lastikçi hemen bulunur ve ‘Abi topumuzu şişir misin?’ sorusu ile maça uygun hale getirilir, o güzel anıların başköşesinde yer alacak basketbol topu.

Tabii eğer gidilen sahada henüz başlamış bir maç yoksa, yeni gelen grubun atılgan gençlerinden biri hemen ‘Maç yapalım mı?’ sorusunu yapıştırır. Yerler alınır ve kadrolar kurulur.

Sonrasında gençlik filmlerini aratmayacak keyifte bir maça ev sahipliği yapar, turuncuya çalan potalar.

Çoğu grubun 4 ya da 5 kişiden oluşan kemik bir kadrosu vardır. Hava ne kadar sıcak ya da soğuk olursa olsun maçlar sallapati oynanmaz. Herkes her şeyini verir.

Ve eğer kimsenin kimse ile daha önce birlikte oynamadığı bir 4’e 4 tek pota maç yapılacaksa; ‘Böyle başlayalım, güçlü olursak kadroları değiştiririz’ cümlesini mutlaka duyarsınız bir takım liderinden. ‘Beyler çok güçlü oldunuz takımları değiştirelim’ cümlesini ise çok nadir duyarsınız.

Her yerde olduğu gibi ‘Tek’ atarak başlanır maça. Şansa giren NBA’vari sayılar ‘Balık’, olarak nitelense de sayıyı bulanın yüzündeki gülümseme bir ömre bedeldir. Ve o sayılar asla unutulmaz; aradan yıllar geçse bile…

Basketbola aşık gençler, profesyonel bir maç olduğunda; eğer maç İzmir sınırlarındaysa birlikte salona gider maçı orada izler. Eğer maç televizyondaysa maçı izleyecek uygun bir ev ya da kafe bulunur. Sonrası hayat boyu sürecek dostluklar, hiçbir zaman akıllardan çıkmayacak keyifli anılar…

Okullar da farklı değildir. Basketbol maçları daima dolu tribünlere oynanır. İlla bir okul maçı olmasına gerek yok. Bir sınıf maçı bile bir profesyonel karşılaşma kadar heyecan verir ve güzel bir kalabalık toplar çevresinde. Kaybeden takım rövanşa kadar hatalarını konuşur, düzeltmek için çalışır; kazanan takım ünvanı korumak ister ve rehavete girmez.

İnternet ve Playstation Kafeler’de ya da bilgisayarlarının başında FIFA’dan fazla NBA oynanan şehirdir İzmir.

Allen Iverson’ın örgü saçı, kullandığı kolluğu, Lebron James’in saç bandı çok geçmeden bir genç tarafından sahaya yansıtılır. Çünkü basketbolun her aletmet-i farikasına aşıktır İzmir’in pırıl pırıl çocukları…

Çoğu genç yetişkin olduğunda, o basketbol sahasında çekilen fotoğraflar en özel anılar olarak çerçevesine konur ve evlerdeki, ofislerdeki yerini alır.

Evet Karşıyaka bir basketbol merkezidir ama bu bir tüme varım örneğidir ve tüm İzmir böyledir aslında. Sadece futbol topunun peşinden koşulmaz. Basketbolun çok sevildiği Ege’nin incisinde her spor yapılır. Herkes semtinin takımını tutar, spor dolu bir hayat yaşanır Ege kıyısında…

Bu yüzden Karşıyaka’nın bugün geldiği nokta asla tesadüf ya da denk gelme meselesi değildir.

Çocukluktan başlayan ve şehrin her noktasına sirayet eden basketbol kültürünün yansımasıdır.

Aradan kaç yıl geçerse geçsin, Karşıyaka’nın damalarında akan ve tüm şehre dağılan basketbol sevgisi artarak sürmeye devam edecektir.

Çok güzel çok özelsin İzmir; Yaşa var ol Karşıyaka!…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir