Son Dakika
31 Ekim 2020 Cumartesi

Ufuk Sarıca, çarpıcı açıklamalarda bulundu..

09 Haziran 2014 Pazartesi, 13:37

Pınar Karşıyaka’yı başarıdan başarıya koşturan değerli antrenör Ufuk Sarıca ile özel bir röportaj gerçekleştirildi. Sarıca bu röportajda çok dikkat çekecek açıklamalarda bulundu

Ufuk Sarıca…
Türk basketbolunun efsane oyuncularından ve unutulmaz şutörlerinden…
Anadolu Efes forması altında özellikle Avrupa’da müthiş maçlar çıkaran Sarıca, Ülkerspor’da oynadıktan sonra oyunculuk kariyerini noktalamıştı. Antrenörlük macerasına atılan Sarıca, Anadolu Efes’te geçen şanssız sezonun ardından geldiği Pınar Karşıyaka’ya çağ atlattı. Beko BL’de üst üste gelen yarı finaller, Avrupa’da Eurochallenge’ta gelen final ve son olarak Türkiye Kupası… Kafkaf’ın kaderini değiştiren adam oldu.

Milli Takım’ın teknik heyetine de katılan Ufuk Sarıca ile Pınar Karşıyaka’daki geçmiş sezonlar, gelecek hedefleri, basketbolumuzun son durumu ve yeni Milli Takım kariyeri ile ilgili konuştuk. İşte o özel röportaj…

Geçen sezon Pınar Karşıyaka play-off’ta yarı finale kadar yükselmişti. Bu sezon aynı başarı tekrarlandı. Bunun yanı sıra Türkiye kupasında zafer kazanıldı. Başarı derecesi yükseldi ancak kadronun dar olması yine sorun yarattı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

İki sezon arka arkaya harika sezonlar geçirdik. Bir tanesinde Avrupa’da finale ve ligde yarı finale kaldık. Yarı finale kalırken Fenerbahçe Ülker’i geçtik. Bu sezon ise aynı başarıyı tekrarladık. Bu sefer Anadolu Efes’i geçtik. Türkiye Kupası ise büyük bir başarıydı. Bunu kısıtlı kadrolarla yaptık. Son iki sezondur üstüne koyarak devam ettiğimiz bir sistem var ama bu tabii ki yukarıdaki takımlar seviyesine ulaşmış değil. Bu kolay değil. Bunu sistemli olarak arttıracağız. Yaşar Holding ve Pınar’ın destekleri çok önemli. Ama bunun yanında mutlaka ek sponsorluklarla takviye gerekiyor. Böylece biraz daha az oyuncu ile oynama kısmını çözebiliriz. Diğer bir konu ise altyapıdan son senelerde fazla oyuncu çıkmıyor. Buradan bir veya iki oyuncuyu takıma monte etmeye çalışacağız. Ancak bu şekilde kadroyu genişletebiliriz.

Türkiye Kupası’nda uzun aradan sonra bir Anadolu takımı mutlu sona ulaştı. Kupa maceranızı ve elde ettiğiniz bu başarıyı nasıl yorumluyorsunuz? Bu başarıya ulaşmadaki kilit nokta neydi?

Şimdi geçen sezon uzun aradan sonra Türkiye Kupası’nda son sekize kaldık. O gün son sekize kalmaktan mutluluk duyduğumu ve daha fazlasını istediğimi söylemiştim. Bu sezon ise öncelikli hedef Türkiye Kupası idi. Bunun da başlangıcı Antep’teki zorlu gruptu (Banvit-RH G.Antep-MP Trabzon). Bu grubu geçtik. Bu maçlarda Batista aramızda değildi. İlk maçta sakatlanmıştı. Böyle bir seriden geldikten sonra Türk Telekom ile eşleştik. Çok önceden bu hedef vardı. Beş gün içinde üst üste üç maçı kazanarak şampiyon olabileceğimizi biliyordum ve bunu oyunculara söyledim. Tüm maçlar zordu, Telekom maçı dönüm noktasıydı, yarı finalde Fenerbahçe Ülker, finalde ise Anadolu Efes’i yendik. Özellikle yarı finalde Fenerbahçe Ülker’i yenmek takıma büyük bir özgüven getirdi. Final maçında da o kadar çok inandık ki o gün geriye düştüğümüz anlarda bile maçı bırakmadık. Ve sonunda ise mutlu sona ulaştık. İnancın yanı sıra oraya hazır olmadan getirdiğimiz Jawad’ın katkısı ve son iki sezondur bu tip önemli maçları kazanmaya olan alışkanlığımız diğer önemli kilit noktalardı.

Sezona Leo Lyons ile başladınız. Ardından bu oyuncuyu gönderip Jawad Williams tercihi yapıldı. Bu kararı almanızdaki sebep neydi? Peki Lyons’ın performansının kötü olmasında bir koç olarak öz eleştiride bulundunuz mu? Tüm sıkıntı tamamen oyuncu veya diğer faktörlerde miydi?
Ben sezon içerisinde çok sık oyuncu değiştiren bir koç değilim. Oyunculara inanıp onları kazanmaya çalışan bir koçum. Oyuncuların kredilerini yüksek tutmaya çalıştım. Ona da bu krediyi tanıdık. Oyunculuğuna kesinlikle lafım yok. Kaliteli bir oyuncu ancak sahadaki duruşu ve sertliği bizim için yeterli değildi. Ondan verim almak için bekledik ancak sonunda bu inancı da kaybettiğim an böyle bir değişikliğe gittik. Burada şöyle bir durum var. Son iki sezondur yerli-yabancı oyuncuların çıkışlarını gördük. Bu nedenle Lyons konusunda öz eleştirimi yaptım ancak bu konuda kendimi pek sorumlu görmüyorum. Çünkü Dixon, Diebler, Batista, Can, Evren, Barış gibi oyuncuların yaptıkları ortada… Lyons’ın karakteri ve oyun anlayışı bizim takımımıza uymadı. Ona gerekli krediyi ve zamanı verdiğimi düşünüyorum. Ama yeterli reaksiyonu alamadık.

Bobby Dixon, Esteban Batista ve John Diebler… Takımın ağır yükünü üç yabancı oyuncu çekti tüm sezon boyunca. Yeni sezon planlarınızda bu isimler var mı?
Yeni sezon planlarımda bu isimler var. Tüm oyuncuları tutmayı düşünüyoruz ancak Batista ile maddi yönden anlaşmaya çalışıyoruz. Diebler ile Dixon da sorun yok. Batista ile özel bir ilişkimiz var. Ancak farklı bir teklif alırsa o rakamlara çıkmamız mümkün değil. Bu sezon büyük ihtimalle beş yabancı yapacağız. Türkler’de ise ufak değişiklikler olacak. Daha iyi bir rotasyon olacak. İki sezondur dört yabancı ile oynuyoruz. Bu sezon bir yabancı daha ekleyeceğiz ve bir parça daha rahatlayacağız. Bunun yanı sıra hepsini aynı anda kullanabileceğimiz için daha farklı düzenlerde oynama imkanı bulacağız.

Fenerbahçe Ülker’i bu sezon ilk üç maçta yendiniz. Play-off’taki üç maçta ise Fenerbahçe Ülker kazandı. İlk üç maç ile son üç maç arasında değişen neydi?
Sezon sonunda sezonun tüm yorgunluğu başlamıştı. Oyuncularda büyük bir yorgunluk başladı. Fenerbahçe Ülker de çok maç oynadı ancak biz çok daha dar bir rotasyonla oynadık. Üstüne üstlük önemli bir hedef yakalamış bir konumdaydık. Bu oyuncularda ister istemez bir rahatlama yaratıyor. Tam tersi Fenerbahçe Ülker’de ise sezonun sonunda kalan sadece lig hedefi vardı. Oraya odaklanmışlardı. Ayrıca Fenerbahçe Ülker en iyi form durumuyla karşımıza geldi. Çok iyi basketbol oynadılar bize karşı. Bunun yanında onların ilk turdan sonra 5-6 gün gibi uzun bir vakitleri vardı. Biz ise Pazartesi gece turu geçtikten sonra Perşembe günü maç oynadık. Tüm bunlar etkendi. Ama sonuçta söylemek gerekiyor ki, rakip iyi basketbol oynadı ve turu geçti ancak bizim de nefesimiz yetmedi. Yine de hiç geri adım atmadık ve tüm maçlarda başa baş oynadık.

Zeljko Obradovic normal sezonda oynanan maçta sizin üzerinize yürüdü. Bu yakışıksız hareket birçok kişi tarafından eleştirildi. Orada neler yaşandı? Bu yaşanan olay sonrasında nasıl hissettiniz?
Ben o yaşanan olayın üzerinde pek fazla durmadım. Bu durum hakkında pek fazla konuşmak istemiyorum. Nasıl bazı maçlarda oyuncular arasında böyle durumlar yaşanıyorsa orada da böyle bir an yaşandı. Maç sonunda her şey noktalandı. Ben kendisinin böyle bir harekette bulunacak bir koç olmadığını biliyorum. Sonuçta olay tatlıya bağlandı. Kendisinin tecrübesi ve kariyeri belli. Anlık bir olaydı.

Orhun Ene ve Ufuk Sarıca oyunculukları tartışılmayacak ve antrenörlükte son dönemde oldukça ön plana çıkan genç ancak hızla tecrübe kazanan koçlar… İkisinin ortak özelliği ise oyunculuk dönemlerine göre koçlukta daha agresif bir yapıdalar. Buna katılıyor musunuz? Hakemlerin bu agresiflikte etkisi var mı?
Katılıyorum. Bu oyun bir enerji oyunu. Bu oyunun içerisinde birçok dinamik var. Bu oyunun içerisindeki en önemli dinamiklerden biri de koçluk. Bu enerjiyi yaşamak, hissetmek ve kazanma arzusu bu agresifliği getiriyor. Hakemlerle ilgili kısmına gelince elbette bazı sınırlar var ve bunu aşmamak lazım. Aştığınız zaman zaten cezası var. Ancak benim hep savunduğum şey standartların oturtulması. Bununla ilgili bir sıkıntım var yoksa sahadaki herkesin hata yapması normal. Bu standartları dengeleyebilirsek o zaman belki de o sınırlar biraz daha doğru çizilecektir. Sonuçta bu tecrübeyle alakalı bir şey gün geçtikçe diyaloglar yerine oturacaktır. Ben bu konuda sezon boyunca kendimi düzeltmeye çalıştım ve bundan sonra da daha hassas olmaya çalışacağım. Ancak sezonun en can alıcı noktalarında bazen tansiyon yükseliyor. Sahada oyuncular birbirini yenmeye çalışıyor, koçlar birbirini yenmeye çalışıyor. Kazanmaya entegre olmayan sadece hakemler. Bu nedenle oyunun önüne geçmemeliler.

Türkiye’de üç büyük takıma hakemler, basın ve medya kuruluşları tarafından daha fazla tolerans gösterildiği konuşuluyor. Bir Anadolu takımını çalıştıran bir antrenör olarak bu konuda neler söylemek istersiniz? Kimi zaman agresif olmanız takımınızın hakkını korumaya çalışırken oluşan bir durum mu?

Zaten kesinlikle sahadaki agresifliğim takımın hakkı ile ilgili. Elbette bazen farklı krediler bazı takımlara karşı veriliyor. Ben bazı yerlerde bunların bir şarta kadar olabileceğini düşünüyorum. Standart önemli. Bu işler standarda yakın yapılırsa bu sorunlar giderek azalacaktır.

Pınar Karşıyaka’da geçmiş iki sezona bakarsak ligde yarı finaller oynandı. Ayrıca bir Türkiye Kupası ve Avrupa’da geçilen ilk turlar var. Bir de Eurochallenge’da final var. İki sezonda elde edilen başarılardan tatmin oldunuz mu? İlerideki hedefleriniz nelerdir?
Son iki sezondaki başarılardan mutlu oldum. Tatmin olduğum noktalar oldu ancak hedefler bitmez. Ben bu konularda yeni hedeflere açığım. Oyunculuğum da böyleydi, koçluğumda da böyle. En büyük hedefim Pınar Karşıyaka’yı Euroleague seviyesine taşımak. Bu durum gerçekleşmeli. Pınar Karşıyaka doğru bir model, hem basketbolu seven bir şehir ve iyi bir sponsor var. Planlı büyüyerek iki senedir bunu yaptık. Hedefleri yükselterek iki-üç sezon içerisinde Euroleague’de oynar duruma geleceğiz umarım. Bunun dışında tabii ki Beko BL’de final veya şampiyonluk hedefler arasında var.

Yeni yabancı kuralı hakkında neler söylemek istersiniz? Bu kural Türk oyuncuları çok olumsuz etkiler mi? Özellikle genç oyuncular bu durumdan nasıl etkilenir?
Yeni yabancı kuralı yerli oyuncuları fazla etkilemeyecektir. Alttaki takımlar yukarıdakilere kafa tutacaklardır. Daha zevkli bir lig olacaktır. Sürprizler olacaktır. 5 yabancı dışında 7 Türk olacak. Türk oyuncuların önemi azalmayacak. Alttan gelecek ve oynama kapasitesi olan Türk oyuncu yine kendini gösterecektir. Kendi takımım açısından düşünürsem, sahada yabancı oyuncu sayısını ayarlarken zor durumda kalıyordum. Şimdi aynı anda 4-5’i sahada olacaklar. Bu bizim için bir kolaylık olacaktır. Avrupa’da oynayan takımlar için de bir artı olacaktır. Ancak Avrupa’da kural biraz farklı. Yine o kulüpler kadrolarında daha fazla yabancı tutacaklar. Bu nedenle yine Türkiye’de sıkıntı yaşayabilirler.

Milli Takım’da Ergin Ataman’ın yardımcısı olacaksınız. Savaşçı ve lider karakteri olan biri olarak bu duruma alışmak zor olmayacak mı? Ergin Ataman ile uyumlu çalışabileceğinizi düşünüyor musunuz? Her koçun az veya çok egoları vardır. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Uyumlu çalışamayacağımı düşünsem zaten bu görevi kabul etmezdim. Beşiktaş ve Efes’te daha önce beraber çalıştığımız ortamlar var. Birbirimizi bu bakımdan tanıyoruz. Zaten Milli Takım’da böyle bir şey düşünmek çok yersiz. Nasıl biz en iyi oyunculardan kurulu takımı sahaya çıkarmak istiyorsak kenarda koç konusunda aynı düşünce yapısı hakim olmalıdır. Bu konuda bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum. Ergin Ataman fikirlere açık ve bu konuları kendine dert eden bir insan değil. Bu görevi bu şekilde kabul ettim. Ego mutlaka her koçta olmalıdır. Liderliğin vasıflarından biri egodur. Önemli olan bunu kontrol altında tutmak ve fayda yararına kullanmaktır.

Milli Takım’ın önünü açık görüyor musunuz? Sizce yeterli oyuncu havuzuna sahip miyiz? Devşirme oyuncu Langford mı olacak?
Şu an oyuncu havuzunda bir sıkıntımız var. Bazı oyuncular kariyerinin sonlarına geliyor, bazı oyuncuların durumları belirsiz, genç oyuncular var. Oyuncu havuzunda sıkıntılar mevcut. Langford’ın devşirme olma ihtimali var. O konuda TBF’nin çalışmaları var. Bunu da ben gayet doğal görüyorum. Her ülkede bu durum var. Preldzic yerine oynayacak. Bu bir tercih meselesidir. Takımın bir skorere ihtiyacı olduğunu ve bu nedenle doğru bir karar alındığını düşünüyorum.

Biraz kişisel bir soru gelsin. Oyunculuk kariyerinizi erken noktalamadınız mı?
Basketbolu çok genç yaşlardan beri oynadım. Son dönemde yaşadığım ciddi bir sakatlık (aşil tendonu) vardı. Bıraktığım sezon şartlar kulüp bazında iyi değildi. Ben de masanın öbür tarafına geçmeye karar verdim. O zaman şartlar uygun değildi kısacası..

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Pınar Karşıyaka’nın Avrupa’da yaptıkları Royal Halı Gaziantep’i oralarda hedefe oynamaya itti. Uşak Sportif ise bizim ligde yaptıklarımızdan sonra 4 yabancılı sistemi oturtup çok başarılı bir sezon geçirdi. Yani bazı takımlar Pınar Karşıyaka’nın yaptıklarından cesaret alıp basketbola daha doğru yatırımlar yapıyorlar. Biz de İzmir’de hep olan basketbol sevgisini tekrar sportif anlamda başarıyla bir tutkuya dönüştürdük. İzmir’deki basketbol sevgisini sportif anlamda başarıyla birleştirip yeni nesile tekrar Karşıyaka sevgisini aşıladık. Karşıyaka camiası şampiyonlukları ve finalleri yeniden konuşur hale geldi. Sportif başarı konusunda önemli adımlar attık. İnanç ve tutku ortaya çıktı. Bu nedenle çok mutluyuz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir